"Vatan sevgisi imandandır"

DERSİMİZ: TARİH ve COĞRAFYA


Ertuğrul KARAŞ

 

 

 

 

Polatlı, son 25-30 yıl öncesine kadar 2500 civarında nüfusu ile Ankara’nın küçük bir ilçesi iken, Ankara yolu üzerindeki konumu ve batı Anadolu’ya doğru uzanan E-23 devlet karayolu ve Konya-Yunak bağlantısı ile bir kavşak noktasında yer almaktadır. İstanbul – İzmir yönlü tren yolu da eskiden beri Polatlı güzergâhından geçer. Türk İstiklal harbi sırasında birkaç evden ibaret küçük bir yerleşim yeri ve bir tren istasyonundan ibaret idi. Yarım asırdan daha kısa bir zaman öncesine kadar, bu tren istasyonun varlığı sebebiyle Polatlı’ya “İskele” de denirdi. Polatlı, 1900’lü yıllar civarında Kırım’dan gelip bölgeye yerleşen yoğun göç hareketinin de merkezi olmuştur. Halen Polatlı’ya bağlı Kırım Tatarlarınca kurulan 10 köy bulunmaktadır. Bunlar Eski Polatlı, Karapınar, Karakaya, Karakuyu, Karayavşan, Taşpınar, Tatlıkuyu, Tırnaksız (Sakarya), Toydemir, Yenidoğan’den ibarettir. İstiklal harbi (Kurtuluş savaşı) sırasında bunlardan bazıları Yunan ordusunca işgal edilmiştir.

 

Geçtiğimiz Ağustos ayının son haftasına rastlayan Pazartesi günü evimin telefonu çaldı, arayan Polatlı’dan Dr. Mansur Sezginer idi. Dr. Sezginer, kulak burun boğaz uzmanı operatör doktor. Telefonda Cumartesi günü Genel Kurmay Başkanlığından Emekli ve halen Harp Okulu ile Milli Güvenlik Akademilerinde de tarih dersleri vermekte olan Emekli Kurmay Albay Orhan Coşkun’un Sakarya Savaşı ile ilgili bazı incelemelerde bulunmak üzere Ankara’dan geleceğini ve birlikte takip eden haftanın sonuna rastlayan Cumartesi günü kendi köyü olan Tırnaksız (Sakarya) ile benim köyüm olan Polatlı’nın Karapınar köyüne gideceklerini ve benim de onlara katılıp katılmayacağımı sordu. Hafta sonuna bir problem çıkmadığı taktirde en az bir gün önceden haber vermek kaydıyla kendisine gelmek istediğimi söyledim.

 

Polatlı – Duatepe’deki anıt

Kararlaştırılan günden bir önce öğleden sonra Polatlı’ya vardığımda yağmur yağıyordu, yaklaşık iki aydır yağmayan yağmurla Polatlı’da yeniden karşılaşırken geldiğimi haber vermek için Dr. Mansur Sezginer’i aradım, muayenehanesinde olduğun söyledi, gittim. Yaklaşık yarım saat kadar oturup ertesi günkü program üzerine konuştuktan sonra ertesi günü sabah 08:30’da yine muayenehanede buluşmak üzere vedalaştık.

Polatlı - anıt

Sözleştiğimiz gibi Sabah 08:30’da muayenehaneye gittim, beni bekliyordu. Ankara’dan beklenen Emekli Kurmay Albay ile yarım saat sonra 09:00’da Polatlı-Ankara yolu üzerindeki dört yol kavşağındaki bir petrol istasyonunda buluşacak idik. 

Dr. Sezginer bir süre önce kendi köyü ile ilgili olarak yaptığı çalışmalardan söz etmiş ve bunları Fikirde Birlik’te yayınlamak için kendisinden izin istediğimde ise buna memnun olacağını ifade etmişti. Dergimizin ilk sayısında Dr. Sezginer’in yazısına yer vermiştik. Aradan geçen zaman zarfında Dr. Sezginer bu yöndeki çalışmalarını daha da ilerletmiş; Ankara’dan gelecek misafiri beklerken konumuz kendisinin yaptığı çalışmaların durumu hakkında oldu. Daha önce şahsen bahsetmiş olduğu araştırmaları kısmen sonuçlanmış; Sakarya savaşı ile ilgili olarak derlediği bilgileri Polatlı’da yayınlanmakta olan “Polatlı Postası” isimli gazetede “Gün gün 13 Eylül’e doğru” başlık altında neşretmeye başlamış idi. (13 Eylül 1921 tarihi Sakarya savaşı sırasında Polatlı’nın Yunan ordusunun işgalinden kurtarılarak düşman birliklerinin Sakarya nehrinin batısına doğru geri çekilme zorunda kaldıkları tarihin yıl dönümüdür.) Misafirimizi beklerken bir taraftan yaptıklarını incelerken diğer yandan bu çalışması sırasında yararlandığı kaynak kitapları ve elde ettiği haritaları inceliyorduk. Bu arada gazetede neşredilen bu derlemenin kalıcı ve derli toplu bir eser olarak kalması için kendisine ayrı kitapçık şeklinde bastırılmasından ve Polatlı’daki tüm ilk ve orta dereceli okulların öğretmen ve öğrencilerine dağıtılmasının yararından söz ettim. Bu konuda Polatlı Ticaret Odası başkanı ile telefon görüşmesini müteakip konunun önümüzdeki Ticaret Odası Meclis toplantısında görüşüleceğini de öğrendim, memnun oldum. Yunan ordusu, Sakarya savaşı sırasında Tırnaksız (sonradan Sakarya) köyünü de işgal etmiş, işgal öncesinde Türk ordusunun tümen komutanı, işgal sonrasında ise Yunan ordusu komutanı bu köyde kalırken, bu köyün hemen yakınındaki başta köyün hemen yukarısındaki Velidede, kuzey doğusundaki Karatepe, kuzeyindeki Beştepe, Adatepe gibi tepeler hem Türk Ordusunun ve hem de Yunan ordusu için önemli savunma mevzilerini teşkil etmiştir. Bu tepeler, bu bölgede cereyan eden muharebelerde her iki tarafın da çok sayıda kayıp vermesine şahitlik etmiştir.

Velidede Tepelerinden Sakarya köyü

Ankara’dan beklenen misafiri karşılamak üzere sözleştiğimiz yere gittik, çok geçmeden beklenen misafir geldi. Emekli Kurmay Albay Orhan Coşkun’un aracını petrol istasyonunda park ederek Tırnaksız köyü muhtarı Alaattin Toraman’ı da alarak Dr. Sezginer’in otomobili ile Polatlı’dan Tırnaksız köyüne doğru hareket ediyoruz. Tırnaksız köyü, Polatlı’dan Konya’nın Yunak ilçesi istikametinde merkez ilçeye 14 km mesafede. Yol boyunca ilerlerken Dr. Sezginer sağlı sollu önemli köy ve tepeleri işaret ederek anlatırken biz de dinliyoruz. Evvela sol tarafımızda Eski Polatlı köyü ve hemen sağda ileride Karatepe ile karşılaşıyoruz. Daha ileride Menteşe mevkiinden geçerken sağ tarafta TOKİ tarafından yapılmakta olan konutlara giden yolu geçerken sağ taraftaki Tırnaksız köyüne olan yol ayrımını da biraz geçerek şimdi kuru durumdaki Acıdere’yi geçiyor ve otomobili Eski Sivrihisar yolu güzergâhında uygun bir mahalde durdurarak arabanın arkasına koyduğumuz 1/50.000 ölçekli haritadan bulunulan konumu ve Sakarya savaşının cereyan ettiği mahalleri ve tepeleri buluyoruz. Sonra geri dönerek az önce geçtiğimiz Tırnaksız köyü yol ayrımından bu defa köye yöneliyoruz. Dr. Sezginer, birkaç yüz

Sakarya köyü – giriş (foto: E. Karaş, 2005)

metre ileride otomobili tekrar durdurarak bulunulan mahallin hemen aşağısında güney yönündeki bize üzerinden toprak alınan bir araziyi işaret ederek söz konusu alanın aslında bir şehitlik olduğundan, bundan bir süre önce Polatlı’daki topçu ve füze okulundan bazı kimseleri bölgeye davet ederek şehit mezarlarını gösterdiğinden ve aradan geçen kısa zaman geçtikten sonra söz konusu şehit mezarlarının olduğu yerin arazi sahibince elinden alınacağı endişesiyle pek çok mezar taşının ortadan kaldırıldığından ve söz konusu alanın şu anda olabilecek en küçük

Sakarya köyü – köy içinden bir görünüm (foto: E. Karaş, 2005)

konumda olduğundan söz ediyor. Onu dinlerken bir yandan arazi sahibinin sorumsuzluğu diğer yandan da ilgilenmesi gerekli olanların ilgisizliği ve duyarsızlıkları başlıca konumuz oluyor. Yeniden hareket ediyoruz ve biraz ilerideki Tırnaksız köyü girişinde tekrar duruyoruz ve harita üzerinde Sakarya savaşının en şiddetli çarpışmalarının cereyan ettiği mevkileri yeniden

 

Sakarya (Tırnaksız) köy camii (foto: E. Karaş, 2005)

 

inceliyoruz. Az ilerideki köyün girişinde hemen sol taraftaki köyün mezarlığına yakın bir yerde tekrar duruyoruz. Mezarlığa giriyoruz, Köy muhtarı bize mezarlıktaki siyah taşların bu civardaki çarpışmalarda şehit olanlara ait olduğundan söz ediyor, 10 dakika kadar mezarlık incelemesi sona erdikten sonra 1987 yılında kapandığını öğrendiğimiz köyün ilkokulunu ziyaret ediyoruz. Etrafı taşla çevrili bir bahçe içerisinde yüksek çam ağaçları ile çevrili ve kuzeye bakan okulun heybetli merdivenlerinden çıkarak içeri giriyoruz. Kapı ve pencerelerinin sağlam olmayan okulun odaları içinde gezinirken Dr. Sezginer, bize kendi okuduğu ilkokulun sınıfını gösteriyor ve sınıfın harap hali bizim de içimizi burkuyor.

Sakarya köyü – köy içinden bir sokak (foto: E. Karaş, 2005)

Dr. Sezginer, halen bakımsız vaziyetteki okulu müze haline getirmek için yapmakta olduğu girişimlerden söz ediyor. Bu yıl 550 bin adet ağacı köyün yamaçlarına dikmek için gelen orman işçilerinin, sınıfın tahta zeminini yakacak olarak kullanmak üzere söktüklerinden söz ederken, kapı ve pencereleri yok edilen sınıfın hemen arkasındaki uzun oluklu köy çeşmesine ulaşmak için açık ve yıkık durumdaki pencereden atlayarak varıyorum.

Okul ziyaretini takiben köyün içine doğru ilerlerken az ilerde bir yerde Dr. Sezginer otomobili yeniden durduruyor. Önünde durduğumuz ev, Türk Kurtuluş Savaşı sırasında önce Türk ordusunun ve Yunan ordusunun Tırnaksız köyünü ele geçirmesi sonrasında ise Yunan ordusu komutanlarının ikamet ettiği ev olduğunu öğreniyoruz. Evin kapısı kapalı olduğu için içeriye giremiyor ve kapının arasındaki boşluktan basamakla çıkılan bir sundurmayı ve evin dışını güçlükle görebiliyor ve bu kadarıyla yetinmek zorunda kalıyoruz. Sonra otomobilimizin bulunduğu sokaktan geriye gelirken tekrar duruyoruz. Bir sokağın köşe başında bulunan  ve duvarları yıkılmak üzere olduğunu tahmin ettiğimiz ve bahçesinde iki katlı bir evin bulunduğu mekâna giriyoruz. Oldukça eski ve yakın zamana kadar insan elinin değmediği görünümü veren bahçedeki bu evde Kurtuluş Savaşı sırasında Millî mücadelenin önemli kadın simalarından ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarından itibaren hikaye ve romanları ile bilinen Halide Edip Adıvar’ın Savaş sırasında bu evde ikamet ettiğini öğreniyoruz. Epeydir boş olduğu söylenen iki katlı bu evin önce alt ve sonra da üst katına orijinalliğini hâlâ koruyan basamaklı merdivenden çıkarak geziyoruz. Alt katta, daha önce evi kullananlara ait olduğunu düşündüğümüz bazı eşyaları sağa-sola dağınık vaziyette görürken bir ara yerde Arap harfleri ile ve muhtemelen Osmanlıca olarak yazıldığını düşündüğümüz bazı kâğıt parçalarını fark ediyoruz, bu tür tarihi belge olduğu belli olan evrakların sahipsiz ve sorumsuzca yerlerde bulunması hepimizi rahatsız ediyor. Sonra üst katta Halide Edip’in kaldığı söylenilen odayı ziyaret ediyoruz. Bomboş durumda ve inşa edildiği dönemdeki ahşap doğramalarının hâlâ bugün dahi ayakta olduğunu görüyoruz. Üst kattaki balkon korkulukları orijinal haliyle ayakta dururken, söz konusu binanın kültür varlıkları listesine alınıp korunması gerektiğini düşünüyorum. Zira bina halen ayakta ve küçük tamir-bakımla köyü ziyaret için gelecek olanların ziyaretine açılmasında yarar olduğunu düşünüyorum.

Sakarya köyü – gün batımı

Halide Edip’in kaldığı bu evden çıktıktan sonra Dr. Sezginer bizi otomobili ile köyün hemen aşağısındaki mera konumundaki işlenmemiş arazilerin bulunduğu yere götürüyor. Sağda-solda ayakta kalabilmiş tek tük siyah taşları ve bu taşların etrafına yerleştirilen dağınık vaziyetteki yerdeki diğer taşları görüyoruz. Dr. Sezginer, bize bu taşların Sakarya Savaşı sırasında bu civarda şehit düşen Mehmetçiklerin mezarları olduğunu söylerken, evvelden çok sayıda olan bu taşların köylünün birçoğunun bu taşları bilinçsizce yerinden alarak inşaat malzemesi olarak kullandığından söz ediyor. Bunları dinlerken bir yandan kendi şehitliğine sahip çıkamayışımızın üzüntülerini de yaşıyoruz.

(devamı gelecek sayıda)

 




Özet: Polatlı’ya bağlı Kırım Tatarlarınca kurulan 10 köy bulunmaktadır. Bunlar Eski Polatlı, Karapınar, Karakaya, Karakuyu, Karayavşan, Taşpınar, Tatlıkuyu, Tırnaksız (Sakarya), Toydemir, Yenidoğan’den ibarettir.


Konu:
Yazar


Güncelleme:
11.10.2006 13:33:46


Yazarın diğer yazıları:
Ertuğrul KARAŞ


6. sayıdaki diğer yazılar

1991 defa okundu
Yazıcı uyumlu sayfa