"Vatan sevgisi imandandır"

ÇETTE TURUP LAF AYTMAQ!


FİKİRDE BİRLİK

 

 

            Yanı Dünya gazetesi’nin 12 Nisan 2008 de Rıza Fazıl’ın tanıtımını yaptığı Kazan da “Ciyin” Nesriyatınca yayınlanan “İsmail Gaspirinski - Tarihi Dökümental Cıyıntık” adlı yeni kitapta İsmail Bey Gaspıralı’nın yeni bir şiiri’nin bulunduğu bildiriliyor. Kitabın tanıtımını yaptığı bu makale’nin son bölümünde şair ve yazar Rıza Fazıl, Cemil Kermencikli'nin "Tatarım" adlı şiirni Gaspıralı'nın bu şiirinden ilham alarak yazmış olabileceğine de değindiği tanıtımında bu çok ilginç haberi aynen söyle bildiriyor: (*)

            “…Kitapta bizni ayrıca meraklandırgan yer şudur ki, kitapnı açkannen onun birinci saifesinde İsmail Gaspirinski’nın yanı tapılgan ‘Tatar oğlu Tatarım’ adlı şiiri basılgan. Tübünde ‘İsmail’ dep imzası koyulgan. Şiirnın Tatarca metninen birge yanında Arapçası da ketirilgen. Yanaşa saifede de Gaspirinskinin Yaltada çıkarılgan fotosureti yerleştirilgen… Mina siir:


                        Tatar Oğlu Tatarım

                        Tatar oğlu Tatarım,
                        Tüp-temelden Tatarım.
                        Ata Cıngiz kününde
                        Adam olgan Tatarım.

                        Kırda doğup, atlı osup
                        Kımız ile beslengen.
                        Tatar oğlu Tatarım,
                        Kalkan ile bezengen.

                        Kırlar mana ola kelgen
                        Vatan ezelden.
                        Çin tavında aş aşap,
                        Su içem men ezelden

                        Bir ayağım Asurda,
                        Biri Salgır boyunda.
                        Timur kibi cigitler
                        Bek de koptur soyumda.

                        Bir selamga, bir tütünge
                        Bir kırallık satarım.
                        On eki Hanga taç berip,
                        Cigit olgan Tatarım.

                        Atka minsem tohtamam,
                        Ci(h)an çevirgen Tatarım.
                        Ankarada sultannı
                        Esir tutkan Tatarım.

                                               İsmail Gaspıralı

             

                                         ******

                        SAVLUKMAN KAL TATARLIK

                        Savlukman Kal Tatarlık, men ketem cenkke,
                        Atımnın başı aylandı ahret betke.
                        Senin içun yaşadım, sensiz olsem,
                        Bilmem nasıl kirermen bos cennetke.

                        Avdarılgan al tavlar, tamular taşkan,
                        Bu işlerge biz tuvul, melekler şaşkan.
                        Hırpalangan menlikler, horlangan kızlar,
                        Balasın taşlap anaylar çollerge kaçkan.

                        Artıma baksam ak omür, aldımda olüm,
                        Kop uzamaz belliymen karangı yolum.
                        Karsambadan hafv etmey, kolgeden urkmey,
                        Son nefeste Tatar dep uzanır kolum.


                                               Noman Çelebi Cihan, Akmescit 1914/1915

 

                                              ******

            Sultan III. Murat, 1578 yılında Lala Mustafa Paşa’nı Şirvan seferine tayin

ederken diğer taraftan “Cici ibni-Çingiz Han neslinden olan Kırım Hanı

Muhammed Giray Han’a” Tatar ordusuyla Derbent üzerinden Şirvan’a hareket

etmesini emreder. Bunun üzerine Muhammed Giray Han kardeşi Adil Giray’ı

20.000’lik bir orduyla Şirvan’a gönderir.

“Abbaskulu Ağa Bakıhanov’un “Gülüstan-ı İrem” Eserinde Kırım Tatarları ve Giraylar”

                                              ******

“Tatar Çongarçi, Tatar Çerkez, Tatarköy, , Tatar Savurçi, Tatar Ables, Tatar Toben, Tatar Dereköy, Tatar Congelek kaybolan eski Kırım Tatar köy isimleri.” İCC

                                             ******

                        Umüt iç kesilmey, yağsa da yağmur, qar,

                        Alemge baht berip, aydın tañ atar.

                        Qırımğa yalıñız tatarnıñ aqqı bar,

                        Qırımnıñ saibi - tatardır, tatar!

 

                                                           Memet Sevdiyar

                                                           Mayıs 5, 1946.

 

            Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Ama amacımız burada edebiyat tarihi konusunda bir yazı yazmak değil. Sadece yüzlerce yıldır yazıla gelmiş bir literatürü ifade etmektir. Milli Marşımızın yazarı N.Çelebi Cihan’ı, Bekir Çobanzade’yi, Abdullah Latifzade’yi ve yüzlerce yazar, şair, tarihçi, siyasetçi ve gazetecinin oluşturduğu bu literatürü nasıl yok sayabiliriz. Bir milletin geçmişinde yazılmış yazılar, dokümanlar, sanat eserleri, tarihi eserler, mimari, yemek kültürü, dini yaşam, giyim kuşam milli kimliğini oluşturan temel taşlarıdır. Bu milli kültürden, geçmişten koparılacak her şey milli kimliği yok etmeye sebep olur.

           

            Kırım Tatar alfabesi arap-latin-kril harfleri arasında gidip gelerek 2-3 nesilin birbirini anlayım okumasına engel olmadı mı? Bir milletin milli kimliği oluşurken yüzlerce yıl süren bir süreç yaşanır ve milletin adı da bu sürecin bir ürünüdür. Bugün Bulgaristan da yaşayan Slav kökenli millet Bulgar adını alırken, gerçek Bulgar milletinden olan Kazan Tatarları ise Bulgar adını kullanmıyor. Kazan şehrinin kuruluşunun 1000. yıldönümü etkinliklerinde ve bazı faaliyetlerde Kazan Tatar entelektüelleri arasında Bulgar adını alalım tartışması yaşandı ama sadece o noktada kaldı. Kazan’da toplanan kongre adını Bütün Dünya Kazan Tatarları Kongresi olarak aldı. Ruslar yanlış olarak bütün Türk-Müslüman ahaliyi Tatar olarak tanımlayıp ifade etti ise o onların yanlışıdır.

           

            Kırım tekrar ifade etmem gerekirse coğrafi bir tanımlamadır. Millet adı olamaz. Kırım’da Kırım Tatarları, Karaylar, Kırımçaklar vs. yaşadı. Bugünde Rus ve Ukrainler var. Rus ve Ukrain milleti Kırımda yaşıyor diye “Kırım” etnik adını almıyorlar, alamazlar. Milletin oluşmasında onlarca faktör vardır. Coğrafi tanımlama, millet adı, devlet adı farklı farklı da olabilir. Nitekim Osmanlı İmparatorluğu kurucusunun adına izafeten Osmanlı olmuştur ama Osmanlı diye bir millet ve coğrafi bölge yoktur. Kırım Hanlık devrinde ve daha sonraları Muhtar Cumhuriyet statüsünde devletler kurmuştur. Kırım Hanlığı döneminde ise sadece Kırım yarımadasında değil Deşt-i Kıpçak ve Kafkasya coğrafyası da Kırım Hanlığının bir parçasıydı. Kırım Hanlığı ve sonrasında da hiçbir zaman Kazan Tatarları veya Tataristan’la idari anlamda bağı olmamıştır. Sadece Kırım Hanları kendilerini tanımlarken Altın Orda’ya atıfla hepsinin Hanı olduğunu yarlıklarında ifade ederlerdi. Bazı zamanlarda da Kırım Hanları Geray soyundan Hanları Kazan Hanlığına gönderip yönetimi ellerinde tutmuşlardır. Kırım Tatarlarının milletleştikten sonra Tataristan’la veya Kazan Tatarları arasında millet ve devlet birliğimiz vardır gibi bir fikrim hiçbir zaman olmadı ve yazılarımda da böyle bir şey ifade etmedim. Ama soy birliği açısından bakacak olursak Kıpçak kökenli bugün değişik adlar alan pek çok milletle tabi ki ortak bağımız ve akrabalığımız vardır.

 

            Milletimizin adını doğru kullanmak konusunda bende hemfikirim. Ama milletimizin adını ne olarak değiştirirsek değiştirelim Rus ırkçılarının bize bakış açısı değişmeyecektir. Adımızı değiştirdik diye vatanımızda rahat ve huzur içerisinde yaşayacağımıza inanmak saflık olacaktır. Bu toprakların tamır halkı olganımızı medeni mirasımız zaten göstermektedir. Biz o toprakların sahibi olduğumuzu kimseye ispatlamak zorunda da değiliz. Bugün bu toprakların sahibi olamamamız gücümüzle ilgili bir konudur ve güçlendikçe, birlik oldukça er geç bizim olacaktır. Buna inanmak istemeyen Rusların Kırım’a geliş tarihlerine bakmak lazım. Kırım Hanlığı döneminde hatta 1783 yılına kadar Kırım’da kaç Rus yaşıyordu? Kırım’dan atılmak istenen milletimiz ve defalarca denenen icraatlarla Kırım elimizden alındı. Milletimize uygulanan soykırımın, tazyiğin diğer sebeplerini ne yapacağız. Bunun sebebi sadece Kırım Tatar olmamız mıdır?  Kırım’ın jeopolitik konumu, (yarımadayı alıp okyanus ortasına da taşıyamayacağımıza göre) İslam dini, Türkiye’ye yakınlık gibi meselelerin etkisi olmadığını söyleyebilirmiyiz. Kırım Tatar adından vazgeçtik, “Kırım” olduk, tehlike görülen İslam dininden de ayrılacakmıyız, Türkiye’ye duyulan manevi yakınlıktan vazgeçecekmiyiz. Yada daha büyük tehlike kendisini Kırım milleti olarak tanımlamayan diaspora Kırım Tatarlarına biz artık aynı millet değiliz siz kendi başınızın çaresine bakın mı diyeceğiz.

 

          Milletimizin adını değişik sebeplerle haklı ve haksız değiştirmeye çalışmak kimlik meselesini ertelemek anlamını taşımaz. Milli kimlik sadece isim değildir. Bunun içinde dil, kültür, din gibi bir sürü faktörlerde vardır. Sovyet döneminin dinsizlik politikası milletimizde onarılamaz yaralarda açmıştır bunları tartışalım. Geri dönüşü tartışalım, ekonomik kalkınmayı tartışalım, dilimizi tartışalım, kültürümüz tartışalım   ama elli yaşına gelmiş bir adamın senin adını şu veya bu sebeple değiştirelim demenin mantığını ben çözemiyorum. Bunun milli kimliği algılamama veya tartışmamayla bir ilgisinin olduğunu da düşünmüyorum. Ayrıca milli kimlik bireysel değil toplu bir algılamadır ve bireysel tercihlerden ziyade toplumsal iradeyle anlam kazanır.

 

            Biz evet “Çette turup laf etemiz” ama milletimizin durumu ile de yakından ilgileniyoruz. Ve vatandaşlarımızın durumlarının düzelmesi içinde elimizden geldiğince gücümüz nispetince bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Bu meselede her şey siyah-beyaz değildir gri tonlarda vardır. Bu güne kadar olduğu gibi bundan sonrada “vatanımız ve milletimiz için keder etmeğe” devam edeceğiz.

 

(*)Mubeyyin Batu Altan - Crimean Tatar Research and Information Center, North Bethesda, MD
23 Mayıs 2009, Kırım Haber Grubundan alınmştır.

           




Özet: Milletimizin adını değişik sebeplerle haklı ve haksız değiştirmeye çalışmak kimlik meselesini ertelemek anlamını taşımaz. Milli kimlik sadece isim değildir. Bunun içinde dil, kültür, din gibi bir sürü faktörlerde vardır. Sovyet döneminin dinsizlik politikası milletimizde onarılamaz yaralarda açmıştır bunları tartışalım. Geri dönüşü tartışalım, ekonomik kalkınmayı tartışalım, dilimizi tartışalım, kültürümüz tartışalım


Konu:
-


Güncelleme:
19.01.2010 14:12:09


Yazarın diğer yazıları:
FİKİRDE BİRLİK


32. sayıdaki diğer yazılar

240 defa okundu
Yazıcı uyumlu sayfa